Karbon Azaltımı Yeterli mi? Net-Sıfır Denkleminde Karbon Giderimi Çözümleri
- Goldstein Carbon
- 2 gün önce
- 3 dakikada okunur

Karbon giderimi, atmosferde bulunan karbondioksitin (CO₂) aktif olarak uzaklaştırılması ve iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlamak amacıyla kalıcı biçimde depolanması sürecidir. Bu yaklaşım, yalnızca emisyon azaltımına odaklanmakla yetinmeyip atmosferde hâlihazırda birikmiş CO₂’i ele alması bakımından kritik bir iklim stratejisini temsil eder.
Atmosferdeki CO₂ yoğunluğu 420 ppm’in üzerine çıkmış olup, bu artış atmosferin, denizin ve okyanusların da ısınmasına yol açarak küresel ölçekte ciddi bir iklim tehdidi oluşturmaktadır. Paris Anlaşması kapsamında küresel sıcaklık artışının 1,5°C ile sınırlandırılabilmesi için, her yıl milyarlarca ton CO₂’nin atmosferden aktif olarak uzaklaştırılması gerekmektedir. Bu çerçevede, yalnızca emisyon azaltımına odaklanmak yeterli değildir; geçmişten kaynaklanan birikmiş emisyonların dengelenmesi ve net-sıfır hedeflerine ulaşılabilmesi için karbon giderimi kritik bir rol üstlenmektedir.
Nasıl Çalışır?
Karbon gideriminde hem doğal hem de teknolojik yöntemlerden yararlanır:
Doğal Yöntemler: Yeniden ormanlaştırma ve ağaçlandırma (atmosferden CO₂ absorbe eden ağaçların dikilmesi), toprak karbonu tutumu (“Soil Carbon Sequestration”; toprakların karbon depolama kapasitesinin artırılması) ve hızlandırılmış kayaç ayrışması (“Enhanced Rock Weathering”; doğal CO₂ emilim süreçlerini hızlandırmak amacıyla öğütülmüş silikat minerallerinin araziye uygulanması) gibi doğa temelli uygulamaları kapsar.
Teknolojik Yöntemler: Doğrudan Hava Yakalama (“Direct Air Capture – DAC”) teknolojileri, ortam havasındaki CO₂’yi kimyasal veya fiziksel süreçlerle doğrudan ayrıştırarak kalıcı yeraltı depolama alanlarına yönlendirir veya uzun ömürlü ürünlerde kullanılmasını sağlar. Buna ek olarak, biyokütlenin düşük oksijenli ortamda yüksek sıcaklıklarda işlenmesi (piroliz) sonucu elde edilen Biochar, karbonu yüzlerce yıl boyunca toprakta tutabilen hibrit bir karbon giderim yöntemidir. Biochar uygulamaları yalnızca kalıcı karbon depolama sağlamakla kalmaz; aynı zamanda toprak verimliliğinin artırılması, su tutma kapasitesinin iyileştirilmesi ve tarımsal girdi ihtiyacının azaltılması gibi önemli yan faydalar sunar. Görece düşük enerji ihtiyacı ve ton başına daha rekabetçi maliyetleri sayesinde biochar, günümüzde en ölçeklenebilir ve ekonomik karbon giderim çözümlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.
Karbon Azaltımı (“Avoidance”) ve Karbon Giderimi ("Removal")
Arasındaki Fark
İklim değişikliğiyle mücadelede sıklıkla birlikte anılan ancak işlevsel olarak farklı iki temel yaklaşımdır. Karbon azaltımı, sera gazı emisyonlarının kaynağında önlenmesini veya düşürülmesini hedefler; yani atmosfere salınacak karbonun baştan engellenmesine odaklanır. Yenilenebilir enerjiye geçiş, enerji verimliliği uygulamaları ve düşük karbonlu üretim teknolojileri bu kapsamda değerlendirilir. Bu yaklaşım, net sıfır hedeflerine ulaşmanın temelini oluşturur ve genellikle en maliyet-etkin ve ölçeklenebilir çözüm olarak kabul edilir.
Karbon giderimi ise geçmişte veya halen atmosfere salınmış olan karbondioksitin aktif olarak atmosferden uzaklaştırılmasını ve uzun vadeli biçimde depolanmasını ifade eder. Doğrudan hava yakalama teknolojileri, biochar uygulamaları, ormanlaştırma projeleri ve karbon yakalama ve depolama sistemleri bu gruba girer. Giderim, özellikle teknik veya ekonomik nedenlerle tamamen azaltılamayan emisyonlar ile tarihsel emisyonların dengelenmesi açısından kritik bir rol oynar.
Karbon Giderimi ve Karbon Yakalama Arasındaki Fark
Bu iki kavram arasında önemli bir ayrım bulunmaktadır. Karbon yakalama, CO₂ emisyonlarının sanayi tesisleri veya enerji santralleri gibi kaynaklarda oluşmadan önce engellenmesini hedefler. Karbon giderimi ise atmosferde dağınık hâlde bulunan mevcut CO₂’yi hedef alır. Her iki yaklaşım da iklim eylemi açısından tamamlayıcı niteliktedir; ancak atmosferdeki CO₂’nin azaltılmasına yönelik genel strateji içinde farklı roller üstlenirler.
Net-sıfır emisyon hedeflerine ulaşmak için bu iki yaklaşımın hiçbiri tek başına yeterli değildir. Emisyonların kaynağında önlenmesi bugün kritik öneme sahiptir; zira Paris Anlaşması taahhütleriyle uyumlu kalabilmek için küresel emisyonların 2025’ten önce zirve yapması ve 2030’a kadar %43 boranında azaltılması gerekmektedir. Ancak yalnızca yeni emisyonların önlenmesine odaklanmak, gezegeni hâlihazırda ısıtan atmosferdeki mevcut CO₂ birikimini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle, uzun vadeli iklim hedeflerine ulaşılabilmesi açısından karbon giderimi (carbon removal) tamamlayıcı ve vazgeçilmez bir rol üstlenmektedir.
Bütüncül Bir İklim Stratejisi
Etkili ve sürdürülebilir bir iklim stratejisi, her iki mekanizmanın birlikte ve uyum içinde çalışmasını gerektirir. Kurumlar öncelikle doğrudan emisyonlarını azaltmaya odaklanmalı, kısa vadeli kazanımlar için karbon azaltımı çözümlerini devreye almalı ve son aşamada kaçınılması mümkün olmayan artık emisyonları dengelemek üzere karbon giderim veya yakalama teknolojilerine yatırım yapmalıdır. Bu yaklaşım özellikle havacılık, çimento üretimi ve ağır sanayi gibi karbonsuzlaştırılması zor sektörler (“hard-to-abate”) için giderek zorunluluk haline gelmektedir.
Karbon giderimi yöntemlerine odaklanacağımız bir sonraki blog yazımız için bizi takipte kalın.